Category Archives: Kayseri Fıkraları

>563.GÖZÜN AYDIN, GÖZÜN AYDIN.

>Mustafa Büyükkatırcı’ nın sünneti için  davet çıkartılır. Kayseri dışından ve Kayseri’den bütün sülale Karadere Bağlarındaki ailenin evinde toplanırlar. Ankara’ dan gelen  misafirlerden birisi, evin babaannesinin kardeşinin yeni evlendiği  ikinci karısıdır. Yatıya kalırlar. Sabahleyin kalktıklarında yeni gelin hanım, görümcesi Fevziye Hanıma saygı gösterir ve “günaydın ablacığım “der. Günaydın kelimesinin ne anlama geldiğini bilmeyen Fevziye Hanım, gelininin yüzüne şaşkın şaşkın bakar. Cevap arar. Aklına ilk gelen kendince mantıklı karşılığı  verir; 
- Gözünaydın gelinim, gözünaydın der. 
Yinede verdiği cevaptan emin değildir. Hemen tokhanaya girerek ,diğer gelini ne sorar; 
- Kızım yeni gelin bana Günaydın dedi. Ben de ona Gözün aydın dedim. Yanlış mı söyledim? Diye sorar. 
Gelini gülerek; 
- Doğru söylemişin, Anne. Cevabını iyi vermişin. 
Fevziye Hanımın  tatlılığını  herkes bildiği için, onu rahatlatmış. 

>562.EŞKİ EŞKİ YAPRAKTAN BİR ALAYIM

>Göğoğlanın Mehmet Ağanın oğlu Hamdi evlenecektir.  Düğün yemeği için  mahallede en uygun mekan Mehmet Gerçel’in evidir. Günlerce yemekler hazırlanır, davet edileceklerin listesi yapılır. Evin  8 yaşındaki büyük oğlu Hilmi,  yakın komşulara okuyucu gönderilir. Ancak listede olmayan komşuları da çocuk haberdar eder. 
- Göğoğlanın Fadime Halamın selamı var  Düğün sofrasına buyuracaksınız …şeklinde davet eder. 
Bu davet edilenlerin içerisinde Erkilet’ li Nuri Özkök’ün annesi Aliye Hala’ da bulunmaktadır. Aliye Hala rahatsızdır ama davet geldi komşu hatırı diye sofranın kurulduğu  eve doğru  diğer komşularla  gelirken, düğün sahibi bir hatanın olduğunu anlarlar ve hemen özürlenir. Güngörmüş  Aliye Hanım, işi  bozuntuya vermeden, 
-  Hiç halimde yoktu, Gitmeye gitmezdim amma eşki eşki iki yapraktan alayım demiştim. 

>561.ERKİLETLİ GENÇLERİN OTOBÜSÜ KAÇIRMALARI

>Erkilet Nahiyesi’nin  Belediye  otobüslerinin Sahabiye Medresesi yanında ki ilk ve son durağında, Erkilet’e gitmek için gençler otobüs beklemektedirler. Ancak hemen durağın karşısındaki Mülazım apartmanında oturmakta olan  pavyonda çalışan kadınları , evin balkonunda gören gençler, otobüsün geldiğinin farkına varmazlar ve otobüsü kaçırırlar. Bir saat sonraki otobüsle Nahiyeye giden  gençlerden birisine babası sorar. 
- Niçin geç kaldınız. 
Genç sebebini açıklamaya çekinir. Ancak  durumu anlayan  gencin dayısı  durumu şu şekilde izah eder: 
- Bizim caş bizdikler, avzın danaçlara gişelirken uzun şase teğmiş.  (Bizim gençler güzel kadınlara bakarken otobüsü kaçırmışlar) 

>560. SAPINIZ ÇOK DA DENENİZ DE ÇOK MU?

>Osman Bölükbaşı, Milliyetçi Köylü Millet Partisinin Genel Başkanı olarak konuşma yapıyor Kayseri’de. Öyle bir kalabalık var ki bir politikacıyı zevkten dört köşe edecek kadar. Lakin, Bölükbaşı, Kayseri’yi iyi tanıdığı için ihtiyatı elden bırakmamış. Kayserililer bu kadar kalabalık gelmişler ama bu kalabalıktan yeterli oy çıkar mı acaba? Konuşmasında bu şüphesini Kayserililere şöyle anlatmış: 
-Kayserililer, sapınız çok gözüküyor amma deneniz de bu kadar çok çıkar mı? 
(S.Burhanettin AKBAŞ) 

>558.ÇADIRI ÇALMIŞLAR

>Kayserili ve İstanbullu iki öğrenci kampta aynı çadıra düşmüşler. Gece yarısı İstanbullu öğrenci uyanmış ki gökyüzü görünüyor. Kayseriliyi hemen uyandırmış: 
-Havaya bak, ne görüyorsun? 
Kayserili yıldızlara bakmış: 
-Evet, görüyorum. Şuradakiler ne güzel duruyor, aynı pastırma gibi, yandakileri birbirine ularsan sucuğa benziyor. 
İstanbullu sinirlenmiş: 
-Bırak pastırmayı, sucuğu, çadırımızı çalmışlar, onu söylemeye çalışıyorum. 
Kayserili: 
-Çadır diye tepemizdeki büyük çaputa mı diyorsun? 
İstanbullu: 
-Evet, onu diyorum. 
Kayserili: 
-Ben onu soğuk gelmesin diye dürüp altımıza koydum! (S.Burhanettin AKBAŞ) 

>559. AMCASI BİRAZ KIZSAN

>Çocuğun biri annesiyle caddede yürürken oldukça yaramazlık yapıyormuş, kadıncağız da bir türlü çocuğa sahip olamıyormuş. Kadın, Kayseri’de adet olduğu üzere yoldan geçen bir adama: 
-Amcası biraz şuna kız, yaramazlık yapıyor, doğru durmuyor, demiş. 
Adam, çocuğu karşısına almış: 
-Niye dölek durmuyon ulan, o….punun çocuğu demiş. 
Kadın dediğine diyeceğine pişman yola koyulmuş. (Osman Baloğlu) 

>557. TADINA BAKANLAR BİLİYOR

>Pınarbaşı’nın  Kavak köyünden Hacı Hüseyin Akar, tarlasında çalışıyormuş. Bir ara tarlanın başındaki yoldan birilerinin kendisine seslendiğini ve yanlarına çağırdıklarını duymuş. 
-Hayırdır inşallah, demiş. Adamların yanlarına varana kadar uzun tarlada bin bir türlü şey geçmiş aklından. Yanlarına varmış, adamlara “buyurun”demiş. Adamlar, köyde bir dul kadın olduğunu, ona dünür geldiklerini, kadının nasıl biri olduğunu sormuşlar. Bu duruma sinirlenen Hacı Hüseyin Akar: 
-Ben tadına bakmadım ama tadına bakanlar iyi diyorlar demiş. (Osman Baloğlu)